
COP28’de Neler Oldu?
Giriş
Giriş
“Delilik, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.” zaman zaman Albert Einstein’ın söylediği düşünülen bu sözün gerçekte kimin tarafından söylendiği bilinmemektedir. Biz söyleyene değil de bu sefer söze odaklanalım isterim. Kontrollü bir deney ortamında aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek gerçekten delilik. Tabi kontrolü ne kadar sağlayabildiğinize göre değişecek sonuçları var konunun. Peki ya aynı şeyi 28 kez yapıp, soruna çözüm sağlayamadığınızda ne dersiniz? Yöntemimiz yanlış derdim ben. Bu yıl Dubai’de 28. kez COP toplantısını gerçekleştirdik. Daha önceki bölümlerde COP’un ne olduğundan ve tarihsel sürecinden bahsetmiştim. Hatırlamayanlar ya da o bölümü dinlememiş olan dinleyiciler/okuyucular 7. bölüme dönebilirler.
COP toplantıları, iklim değişikliğiyle mücadele için uluslararası bir platform sağlamaktadır. Ancak, bu toplantılar sonucu alınan kararların uygulanması konusunda birçok zorluk yaşanmaktayız. Buna rağmen, COP toplantıları, dünya liderlerinin bir araya gelerek iklim değişikliğini ele almaları açısından önemli. Son toplantıda da, ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki taahhütleri ve hedefleri yenilenerek güncellendi. Ancak, gerçekleştirilen toplantıların sayısı artmasına rağmen, sonuçların yeterli olmadığı düşünülmekte. Bu nedenle, COP toplantılarında alınan kararların uygulanması için daha etkili adımlar atılması gerekmekte.
Şimdi konumuza dönelim. 28. kez bu toplantı gerçekleştirildi. Sonuçlar ise maalesef iklim krizini çözmeye yeterli değil. Hatta bizi çözüme yaklaştırmıyor bile. Bu yüzden de 1 yıl boyunca devletlerin hiçbir şey yapmayıp, 29. toplantıya gelişini izleyeceğiz. Tabi 28 toplantının hepsine başarısız demek biraz haksızlık olabilir. Bu yüzden benim kendimce başarılı gördüğüm toplantılardan çok kısa bahsetmek isterim.
COP 3 – Kyoto
1997 yılında Kyoto’da düzenlenen COP 3 toplantısında, Kyoto Protokolü imzalanmıştır. Kyoto protokolü, tarihte ilk kez küresel bir ölçekte sera gazı emisyonlarının azaltılmasını amaçlayan bir anlaşmadır.
COP 15 – Kunming
Biyoçeşitlilik üzerine bir anlaşma olan “Kunming Deklerasyonu”nun kabul edildiği toplantıdır. Kunming, Çin’de gerçekleştirilen COP 15, dünya genelinde biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı, doğal ekosistemlerin restorasyonunu teşvik etmeyi ve insanlığın doğal kaynakları sürdürülebilir bir şekilde kullanmasını hedefleyen bir anlaşma üzerine odaklandı.
Kunming Deklarasyonu’nun ana hedefleri arasında, biyolojik çeşitliliği korumak için uluslararası işbirliği ve taahhütlerin güçlendirilmesi, biyolojik çeşitliliği azaltan faktörlerin azaltılması ve ekosistemlerin restorasyonu için somut adımların atılması bulunuyor. Bu deklarasyon, dünya genelinde biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmak ve 2030 yılına kadar kaybolan ekosistemleri restore etmek için önemli bir adım olarak kabul ediliyor.
COP 15’in önemi, biyolojik çeşitlilik kaybının küresel ölçekte ciddi bir sorun olması ve doğal ekosistemlerin korunmasının insanlığın geleceği açısından hayati öneme sahip olmasıyla ilgilidir. Bu toplantı, uluslararası alanda biyolojik çeşitlilik konusunda farkındalığı artırarak ve politika oluşturarak bu alandaki önemli bir ilerleme sağlamıştır.
COP 21 – Paris
2015 yılında gerçekleşen bu toplantıda Paris Anlaşması kabul edilmiştir. Anlaşma iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Katılımcı ülkeler, sera gazı emisyonlarını azaltma taahhüdünde bulundular ve küresel sıcaklık artışını 1.5 ile 2 derece arasında tutmayı hedeflediler. Kulağa çok hoş gelse de hepimiz biliyoruz ki maalesef çözüme ulaştırmadı bu anlaşma bizleri.
Tabi bu toplantılar biraz benim kendi görüşüme göre seçtiğim toplantılar. Burada başarıyı ölçebilecek bir kıstasımız yok. Nitekim bu toplantıların amacının iklim krizini çözmek olduğunu düşünürsek, hepsini başarısız saymak şu anda daha doğru geliyor kulağıma.
COP 27 – Şarm El-Şeyh
Peki geçtiğimiz yıl COP toplantısında neler olmuştu onları da biraz konuşalım istiyorum. Şu bizim günün dinozoru seçildiğimiz ünlü toplantı. Kayıp ve hasar fonu kurulacağı söylenmişti. Bu fon iklim değişikliğinin etkilerinden en çok etkilenen ülkelere finansman sağlayacaktı. COP27’da atılan bir adımdı ve COP28’de resmi olarak kuruldu. İşte tam olarak bahsettiğim bu. Geçen sene konuştuk, bu sene kuralım dedik. Seneye nasıl kuracağımızı konuşuruz. 2030’da falan tam hayata geçirecekken ülkelerden bir kaçı yan çizer ve arkasından bakarız.
Hidrojen için küresel eylem planı kabul edildi. Hidrojen, sera gazı emisyonları olmadan enerji üretmek için bir yol olarak görülüyor. COP27’de, hidrojenin iklim değişikliğiyle mücadelede rolünü belirlemek için bir küresel eylem planı kabul edildi. Hidrojen, son yıllarda giderek artan bir ilgiyle karşılanıyor. Bu ilgi, hidrojenin sadece enerji üretiminde değil, aynı zamanda sıfır emisyonlu taşıtlarda kullanımı ve endüstride de kullanımı ile ilgili. Bunun nedeni, hidrojenin sadece su buharı ve enerji olarak geri dönüşümü olan temiz bir yakıt olmasıdır. Hidrojenin bu özellikleri, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynayabileceği anlamına geliyor. COP27’de kabul edilen küresel eylem planı, hidrojenin bu potansiyelini ortaya koymakta ve hidrojen ekonomisini teşvik etmek için adımlar atılmasını hedeflemektedir. Bu plan, hidrojenin sıfır emisyonlu enerji üretiminde kullanımını arttırmak ve hidrojen ekonomisinin gelişmesine katkı sağlamak için bir yol haritası sunmaktadır.
İklim değişikliğiyle mücadelede finansman konusunda ilerleme kaydedildi. COP27’de, iklim değişikliğiyle mücadelede finansman konusunda önemli ilerlemeler kaydedildi. Gelişen ülkelere iklim değişikliğiyle mücadele için finansman sağlanmasını amaçlayan yeni mekanizmalar oluşturuldu. Bu mekanizmalar, gelişen ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele ederken karşılaştıkları finansal zorlukları hafifletmeyi hedefliyor. Ayrıca, bu mekanizmalar sayesinde gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede daha aktif bir rol üstlenmeleri sağlanacak. Bu ilerlemeler, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda küresel işbirliğinin önemini bir kez daha vurgulamaktadır.
COP28 – Özet
Gelelim şimdi biraz da COP28’e. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai şehrinde gerçekleştirildi. Bir petrol şirketinin CEO’sunun başkanlık ettiği bir toplantı olduğu 1 yıl önceden biliniyordu ama nedense toplantı ortasında insanlar bununla alakalı konuşmaya başladı. Aslında bu toplantıda olacaklar zaten belliydi. Neden şaşırdığımızı anlamakta bazen güçlük çekiyorum. Genel olarak toplantının çıktılarını 5 başlıkta toplayabiliriz.
1- Fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçiş
COP28’de alınan en önemli kararlardan biri, ülkelerin fosil yakıt kullanımından uzaklaşma taahhüdüdür. Bu karar, Paris Anlaşması’nın 1.5 derecelik küresel ısınma hedefine ulaşmak için kritik önem taşıyor.
118 ülke, 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji kurulu gücünü üç katına çıkarma ve enerji verimliliğini ikiye katlama sözü verdi. Ancak Çin ve Hindistan bu ülkeler arasında yer almadı. Türkiye ise henüz ne yenilenebilir enerji ne de kömürden çıkış konusunda taahhüt veren ülkeler arasında yer almadı.
2- Nükleer enerji
22 ülke, mevcut nükleer enerji kapasitelerini 2050’ye kadar üç katına çıkarmayı taahhüt etti. Bu ülkeler arasında ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık, Bulgaristan, Kanada, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Fransa, Gana, Macaristan, Japonya, Güney Kore, Moldova, Moğolistan, Fas, Hollanda, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya, İsveç ve Ukrayna yer alıyor.
3- Küresel Stok Değerlendirmesi ve ve İklim Eylem Planları
Küresel Stok Değerlendirmeleri, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi altında, 5 yılda bir gerçekleştirilen, kapsamlı bir değerlendirme sürecidir. İklim eyleminin ilerlemesini değerlendirmek, Paris Anlaşması hedeflerine uygunluğu kontrol etmek ve uygun olması durumunda daha fazla eylem almak için tasarlanmıştır.
COP28 çerçevesinde, son Küresel Stok Değerlendirmesi, ülkelerden 2030’a kadar yenilenebilir enerji kapasitelerini üçe katlamalarını, enerji verimliliğini iki kat artırmalarını, kömür enerjisinin aşamalı olarak azaltılmasını ve fosil yakıt sübvansiyonlarının azaltılmasını hedeflemelerini talep ediyor.
4- İklim Krizinin Olumsuz Etkilerine Karşı Kayıp ve Zarar Fonu
COP28’de iklim finansı da önemli bir gündem maddesiydi. Artan aşırı hava olayları, gelişmekte olan ülkeler için ciddi bir maliyet yükü oluşturuyor. Karşı Kayıp ve Zarar Fonu, bu ülkelerde meydana gelen kayıpların ve hasarların telafisine yardımcı olacak.
Avrupa Birliği’nin yanı sıra 15 ülke, Kayıp ve Zarar Fonu’na toplam 655 milyon dolar taahhütte bulundu.
5- Gıda Sistemleri Deklarasyonu’nu imzalandı
COP28’de dikkat çeken önemli konulardan biri de ilk kez gıda ve tarımın Taraflar Konferansı’nın ana gündem maddelerinden biri olmasıydı. Bu kapsamda 159 ülke, sürdürülebilir tarım ve iklim eylemi konusunda bir deklarasyona imza atarken, gıda ve gıda sistemlerinin de 2025’e kadar ülkelerin NDC’lerine entegre edilmesi taahhüt edildi.
130’dan fazla ülke, iklim planlarında gıda ve tarıma da yer verme taahhüdü içeren Gıda Sistemleri Deklarasyonu’nu imzaladı. Türkiye, henüz deklarasyonu imzalayan ülkeler arasında yer almıyor.
Sonuç olarak
COP28, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım olarak görülüyor. Ancak alınan kararlar, Paris Anlaşması’nın 1.5 derecelik küresel ısınma hedefine ulaşmak için yeterli mi? Bu soruya kesin bir cevap vermek zor. Ancak, alınan kararlar, iklim değişikliğiyle mücadelede küresel işbirliğinin devam ettiğini ve ilerleme kaydedildiğini gösteriyor. Ayrıca fosil yakıt konusunun artık belgelere geçtiğini görebiliyoruz. Bunlar tabi ki umut verici şeyler. Umarım bütün ülkelerin gerçekten katkı koyduğu ve hızlı hareket ettiği bir COP29’la karşılaşırız. Zamanımız daralıyor. Bu kadar yavaş ilerlemelerle maalesef ki çözüme ulaşamıyoruz. Bir sonraki bölümde yıl değerlendirmesi yapacağız. Görüşmek üzere.
Oğuz Ergen
Latest News
- Aralık 6, 2024
- Aralık 6, 2024
- Aralık 6, 2024
- Aralık 6, 2024