
Yenemeyeceğimiz Mantarlar ve Mavi Balina
Dünya’nın en büyük canlıları ve iklim krizinin onlara etkisi
Dinozorlarla aynı dönemde yaşasaydık nasıl bir hayatımız olurdu hiç düşündünüz mü? Benim zaman zaman aklıma bu soru aklıma geldiğinde genelde arog’daki o komik sahne gözümün önüne geliyor.
Evet dinozorlar devasa boyutlara ulaşabilen, bir kısmı etçil canlılardı. Muhtemelen onlar için lezzetli bir yiyecek olurduk. Aynı dönemde yaşasaydık insanlığın teknolojik gelişmeleri bu kadar gelişemeyecek ve savunmasız birer maymun türü olacaktık onlar için belki de. Ama tarih varsayımlar üzerinden kurgulanamayacağı için sonumuzun ne olacağını kestirmek zor. Peki dinozorlardan da daha büyük bir hayvan ile aynı dönemde yaşadığımızı söylesem ne düşünürsünüz? Hem de o hayvanla aynı dönemde yaşamamıza rağmen hayatta kalabilmişiz. Bunun nedeni çok basit bizler için. Dünya üzerinde yaşamış en büyük hayvan Mavi Balina. Kendisi suda yaşayan bir canlı olduğu için biz insanlara bir tehdit oluşturmuyor. (en azından çoğu zaman)Burda şu parantezi açmazsam olmaz. Balinalar bir balık türü değil, memeli canlılardır. Tıpkı yunuslar gibi.
Yani bir mavi balina tarafından kovalanmamız ve onlara yem olmamız çok düşük olasılık. Ama yine de dünyanın yaşayan en büyük canlısı mavi balina değil. En büyük hayvan mavi balina olsa da yaşayan en büyük canlı bir mantar. Ya mantar ne kadar büyük olabilir demeyin. Bu mantar yer altındaki yayılmasıyla birlikte şu ana kadar yaşamış en büyük organizma. Armillaria Ostoyae isimli bu mantar 900 futbol sahasından daha büyük bir alana yayılmış durumda. Yaklaşık olarak 35.000 Ton’dan ağır. Yani mavi balina bu arkadaşın yanında ufacık bir karınca gibi kalıyor. İşin güzel tarafı ise 3.5 milyar yıllıkdan daha uzun olduğu tahmin edilen canlılık tarihinde, biz bu mantar ile aynı dönemde yaşıyoruz.
Mantarlar:
Evet bugün mantarları konuşmak istedim sizlerle. Hayvanlardan sürekli bahsediyoruz. Bitkiler de sürekli gözümüzün önünde ve zaman zaman podcastlerimizde de yer veriyoruz. Ama mantarları sanırım hiç konuşmadık. Hem de bu kadar iç içe yaşadığımız bir canlı türü olmasına rağmen.
Genelde canlıları sınıflandırırken biyoloji öğretmenleri tahtaya bir şema çizer. Bunu sesli olarak yapmayı deneyeceğim ben de. Evrimsel süreçte canlıların birbirlerinden ayrılması çoğu zaman tam olarak netleşmez ve türleri tanımlamak zordur. Ben lisedeyken tür tanımı ‘birbirleri arasında çiftleşen ve verimli döl verebilen canlılar aynı türdür’ gibi bir tanım yapılırdı. Şu an bu tanımı kullanmak çok gerçekçi olmuyor. Bir poddle cinsi köpek ile kurt aynı tür gibi gözükse de doğru değil. Ayrıca bir at ve eşeğin çiftleşmesi ile oluşan katır da bize kısır bir canlı olarak söylense de zaman zaman kısır olmayabilen yavrular olabiliyor. Bu yüzden farklı tür tanımları yapılıyor. Yani kısacası canlıları sınıflandırmak zor bir iş. O yüzden benim bugün bahsedeceğim sınıflandırmanın yarın geçerli olmama veya farklı yöntemlerde farklı sonuç verebilme ihtimali olsa da biz başlayalım.
En tepeye canlılar yazdığımızda başlangıçta ikiye ayırırız canlıları. Prokaryotlar ve ökaryotlar. Prokaryot canlılar tek hücrelidir ve hücrelerinde çekirdek bulunmak. Arke ve bakteriler bu başlığın altına yazılır. Biz ökaryot kısmına geçtiğimizde ise protistalar, bitkiler, hayvanlar ve mantarlar bizi karşılar. Mantarlar ‘fungi’ler olarak da bilinir. Çoğu tek hücreli canlılardır. Şapkalı mantarlar, küf mantarları, mayalar ve parazitik mantarlar gibi farklı türleri vardır. Bugün ekmekten bira yapımına kadar hayatımızda kendilerini kullanırız. Ya da doğrudan soframıza girebilirler. Bazen de tedavi amaçlı kullanılabilirler. Ama çoğu zaman insan vücuduna zararlı canlılardır.
İklim Krizinin Mantarlara Etkileri
Aslında canlı dediğimizde akla ilk gelenler olmasa da Dünya’da çok büyük bir yere sahip canlılar mantarlar. Haliyle iklim krizinden de etkileniyorlar. Temelde doğal afetlerin sıklıklarının ve şiddetlerinin artmasından tüm canlılar gibi etkileniyorlar. Ama biraz daha spesifik bakmak istersek mercan mantarlarını konuşabiliriz. Mercan mantarları, mercan resiflerinde yaşayan ve bu resiflerin hayatta kalması için çok önemli canlılar. İklim krizi nedeniyle beyazlaşan mercan resifleri bu mantarların da yok olmasına neden oluyor. Bu iki canlı türünün arasında simbiyotik bir ilişki var. Yani iki canlı birlikte yaşayarak birbirlerine fayda sağlıyorlar. Mantarlar mercan resiflerinin iskeletini oluşturuyor. Resiflerin dalgalar ve fırtınalara karşı dayanıklı olmasını sağlıyorlar. Ayrıca bu mantarların içerisinde yaşayan alglerler mercanlara da besin sağlıyor. Mercan resifleri de benzer şekilde mercan mantarlarına barınma sağlıyor. Ayrıca içinde bulunan alglerin güneş ışığına ulaşmasını sağlıyorlar. Haliyle birbirleriyle yaşamaya çalışan bu iki canlı türü de iklim kriziniden olumsuz etkilendiğinde, tüm denizler ve okyanuslar olumsuz etkileniyor.
Bu bölümde biraz farklı canlıların gözünden iklim krizini konuşalım istedim. Düşünsenize dünyanın gelmiş geçmiş en büyük organizmasısınız. Yaşayan en büyük rakibiniz sizin yanınızda ufacık bir karınca gibi kalıyor. Yine de biz insanların faaliyetleri sonucu ortaya çıkan iklim krizi sizi olumsuz etkiliyor. Tehlike tüm canlı grupları için aynı. Biraz fazla biyoloji bölümü gibi oldu sanırım bu bölüm. Sonraki bölümde daha sosyal konulara değineceğiz. Şimdilik hoşçakalın.
Latest News
- Aralık 6, 2024
- Aralık 6, 2024
- Aralık 6, 2024
- Aralık 6, 2024